Advert
ROMANLARIN RENKLERİ
Gülşah ERTAŞ

ROMANLARIN RENKLERİ

Bu içerik 377 kez okundu.

   Edebiyat duygu, düşünce ve hayallerin dil aracılığıyla etkili bir şekilde ifade edilmesi olarak tanımlanmaktadır. Renklerle ilgili yapılan çalışmalara bakıldığında renklerin de duygular üzerinde çok büyük etkisi olduğu görülmektedir. Bu yazımın amacı renklerin edebiyat dünyasında sandığımızdan daha fazla yer tuttuğunu göstermektir. Yazarlar eserlerine renkle ilgili isim verdiklerinde o rengin çağrıştırdıklarından yararlandıkları için o rengi seçerler. Edebiyatta duygu ve düşüncelerin zaman zaman sembollerle anlatıldığını bilmekteyiz. Renklerin de sembolize ettiği duygu ve düşünceler olduğu için renklerin edebiyattaki yeri oldukça önemlidir. Fakat bu ilişki kurulamadığı için romanların ve renklerin birbirine kattığı değer ve katkı fark edilememektedir. Renkler iletişimin önemli faktörlerinden biri olduğuna göre edebiyata katkısı sandığımızdan daha çok olmalı. Çünkü iletişimi sağlamanın yolu dili doğru kullanmaktan geçiyor. Renkler, bireylerin duygu, düşünce ve hareketlerini etkileyerek bireyleri etkilemektedir. Renk bir konuda mesaj verebilir, insan davranışlarını şekillendirebilir. Renk sadece resimde ifade aracı olarak görülmemelidir. Edebiyatta da düşüncenin dışa vurulmasında sembol olduğu unutulmamalıdır. Renklerin soyut kavramların yani duyguların anlatılmasında çok büyük katkısı vardır. 

   Edebiyat bir ressamın renklerle yaptığını sözcüklerle yapma sanatıdır. Renkler nesne ve olayları tanıma ve tanıtmada insanların kullandığı en temel unsurlardandır. Dünyada her şeyin ayırıcı bir rengi vardır. Renkler tıpkı kelimeler gibi insanların iç dünyasını anlamaya yarayan en önemli ipuçlarından biridir. Bu nedenle her rengin insanlar üzerinde farklı psikolojik etkileri vardır. Yazarlar yapıtlarında renkleri gelişi güzel kullanmazlar; renklerin göndergesel değerlerinden faydalanır hatta renklere yeni anlamlar kazandırırlar. Şimdi bir de romanları renkleri ile okuyup değerlendirelim. 

BEYAZ GEMİ

Masalla gerçeği birleştiren bir eserdir. Geçmişi temsil eden dede ile geleceği temsil eden çocuk arasında dramatik bir ilişki kurarak insan duygu ve düşüncelerine yorumlar getirilir. Adı eserde hiç geçmeyen çocuğun saf ve temiz dünyasından yola çıkılarak hayatın gerçekleri anlatılır. Burada çocuğun saf ve temiz dünyasına vurgu yaparak eserin isminde yer alan beyaz rengin tesadüfi olmadığını söylemek yerinde olur.

 

 

BEYAZ LALE

Balkan Savaşından sonra bazı Türk köyleri, bozguna uğramıştır. Bulgar asıllı Radko Balkaneski’nin bunda çok büyük payı olmuştur. Binbaşı,  Radko gitmiş olduğu köylerde işkenceler yaparken bir yandan da en güzel Türk kızını seçmeye çalışmaktadır. Herkesten topladığı isimlerden en çok göze çarpanları Lale Hanım beyaz, Naciye Hanım kumral, İclal Hanım ise esmer tenlidir. Radko bu kızlardan Lale Hanım’ı seçer. Hemen Lale Hanımın babasını yanına çağırır. Ona evlerinin birkaç günlük için çarın oğlu geleceğinden dolayı kullanacağını söyler. Ayrıca evde sadece kızı Lale Hanımın hizmetçilik yapmasını onun dışındaki herkesin evden ayrılmasını söyler. Radko eve geldiğinde Lale Hanımı çok beğenir. Radko tüm evi gezdikten sonra Lale Hanımı taciz etmeye başlar. Lale Hanım iffetini korumak için kendisini pencereden aşağı bırakıverir. Yine bu eserde de kahramanın saflığını, temizliğini korumak için intihar etmesi eserin isminin tesadüfen “Beyaz Lale” olmadığını göstermiştir.

SİYAH SÜT 

Lohusalık, kadınların hayatının kasvetli ve karanlık dönemini oluşturmaktadır. Elif Şafak’ta doğum sonrasını ele aldığı eserinde kadınların bu karamsar ruh halini anlatırken - siyahın olumsuz düşünceleri çağrıştırdığı düşünülürse- “Siyah Süt” ismini tesadüfen seçmediğini söylemek mümkündür.

KIRMIZI VE SİYAH

Bay Renal, kaba saba, gösterişe düşkün yaratılışta bir insandır. Karısı Bayan Renal ise, kocasına göre daha anlayışlı, evine bağlı, güzel bir kadındır. Şehrin uzağında hızar makineleriyle işlerini yürüten okumamış ama her şeyi sezebilen Sorel Baba ile onun Julien adındaki ince, zayıf yaradılışlı küçük oğlu, Renal’lerin ilgilerini çekmiştir. Zira Julien, papazdan din dersleri alan zeki, gururlu bir çocuktur. Renal’lerin evine çocuklara ders vermeye gelen Julien, ev halkına kendini sevdirir. Julien gittiği bir seminerde Mathilde ile tanışır ve kısa sürede birbirlerini severler. Mathilde’nin babası bunu duyunca çok kızar. Fakat kızının baskısına dayanamadığından Julien’i zengin ve şanlı bir kişi yapmaya çalışır. Ama Julien sevgilisini unutmaya başlamıştır. Bir gün Mathilde’nin babası, Bayan Renel’den bir mektup alır. Bu mektupta Julien ile ilgili her şey yazılıdır. Kızını onunla evlendirmekten vazgeçer. Julien, Bayan Renel’i tabancayla vurur ama öldüremez ve tutuklanır. Suçunu gizlemeyen Julien giyotine gönderilir. Bayan Renal’de üç gün sonra ölür. Kırmızı rengin kan, saldırganlık, cesaret ile ilişkilendirilmesi; siyah rengin yas, ölüm, sıkıntı ile ilişkilendirilmesi bu eserin isminin de tesadüfen seçilmediğini göstermektedir.

KIRMIZI PAZARTESİ

Gabriel Garcia Marquez’in bu romanı, işleneceği herkes tarafından bilinen bir cinayeti konu almaktadır. Santiago Nasar, suçsuz olmasına rağmen bir cinayete kurban gitmiştir. Nasar’ın ağır bıçak darbeleri ile herkesin gözü önünde öldürülmüştür. Bir cinayet var ve eserin ismi yine tesadüfen seçilmemiştir.

KIRMIZI ZAMBAK

Bir kadın, tutku-aşka, yalnızlıktan ürkmez olduğu yaşta boyun eğer çoğu zaman. Dünyayı, hayatı iyi bilenler, kadınların zayıf göğüslerine gerçek bir aşkın dikenli gömleğini seve seve giymediklerini bilirler. Aşkı, tutkuyu anlatan bu eserin ismi de gelişi güzel seçilmemiştir. Çünkü kırmızı söylendiğinde de insanlarda aşk ve tutku gibi duyguları çağrıştırmaktadır.

YEŞİL GECE

Reşat Nuri Güntekin, bu eseriyle Atatürk ilke ve inkılaplarının yerleşmesine yardımcı olmaya çalışmıştır. Eser köy öğretmeni ile köy imamının çatışmasını anlatmaktadır. Dini kullanan gericilerle mücadele eden idealist bir öğretmeni anlatan eserde yeşilin tercih edilmesi kültürümüzde yeşilin dini çağrıştırmasıdır. Gece de siyahla eş olduğu ve karamsarlığı, kötülüğü çağrıştırdığı için eserin içeriği ile bire bir uyuşmaktadır.

İKİ YEŞİL SU SAMURU

Mutluluğu ve huzuru hiçbir yerde ve hiçbir kimsede bulamayan, kimseye güvenemeyen genç bir kadın: Nilsu. Annesine olan hayranlığı ve bağlılığı kendi yaşamını kurmasına engel olan, duygusal ve hayalî çevreci: Teoman. Buket Uzuner, “İki Yeşil Su Samuru” eserinde yaşadığımız dünyaya, aşka, çevre sorununa alternatif çözümler arayan aydın bir çiftin başından geçenleri anlatmaktadır. Eserin içeriğine en uygun renk bu durumda yeşildir ve içeriğin habercisi gibidir.

SARI ZEYBEK

Eser, Atatürk’ün hastalığının ilk belirtisinin görüldüğü tarihle başlar. Öğle yemeğindeyken rahatsızlanan Atatürk, yirmi dakika süren şiddetli bir sancıyla kıvranmıştır. Doktorlar kendini yormamasını ve perhiz istedikleri Atatürk’ü ikna edemeyince İzmir seyahatini tavsiye ederler. Elli günlük dinlenmenin ardından Ankara’ya dönen Atatürk hemen işe koyulmuştur. İkinci kriz, üç buçuk yıl sonra Atatürk’ü gece yatağında yakalamıştır. Berlin’den doktor getirilmiştir. Tedavi yine aynıydı. Fakat Atatürk hasta olduğuna inanmıyordu. Eser Ata’nın kaybedilişi ve bu kaybın üzüntüsü ile noktalanmaktadır. Sarı rengin insanlar üzerinde bıraktığı etkilerde hastalık, ümitsizlik ve sonbahardır. Bu noktada eserin ismi içeriği yansıtmaktadır. Yani yazar bu ismi rastgele seçmemiştir.

SARI SİYAH

İki dostun, Ahmet Nacar ve Ahmet Şerif İzgören’in kendi duygu ve mizah dolu kalemlerinden, çocukluklarında yaşadıkların, dostluklarını, haylazlıklarını, eskinin değerini tüm gerçekliğiyle anlattıkları nostaljik bir eserdir. Eserde, yaşadığı her anın fotoğrafını çeken ve her fotoğraf karesini bir film haline getiren kahramanlar görülmektedir. Sarı rengin eğlence ve mutluluğu sembolize ettiği düşünüldüğünde iki dostun arkadaşlıklarını anlatmak için en uygun renk sarıdır. Yine bu güzel günlerin geride kalıp insanın gerçeklerle karşılaşması kişide karamsarlık, umutsuzluk gibi duygular oluşturur. Bu duyguları anlatmak içinde en uygun renk siyahtır.

MAİ VE SİYAH

Eserin kahramanı Ahmet Cemil, Mülkiyede okurken babası vefat eder. Annesi ve kız kardeşine Ahmet Cemil bakar. Gündüzleri okula gidip akşamları çeviri işi yapar, özel ders verir. Kahramanın üç hayali vardır: Edebiyat alanında ünlenmek, kardeşinin iyi bir evlilik yaptığını görmek, arkadaşının kardeşi Lamia ile evlenmek. Eserde bu hayaller mavi ile temsil edilirken siyahla kahramanın gerçekleşmeyen hayalleri anlatılmıştır. Çünkü kız kardeşi mutsuz bir evlilik yapmıştır. Hamileyken kocasından dayak yemiş hem bebek hem de kendisi ölmüştür. Uzun süredir çalıştığı eseri edebiyat dünyasının ilgisini çekmeyince eserini yakmıştır. Arkadaşının kız kardeşine bir türlü açılamadığı için Lamia bir başkasıyla evlenmiştir. Kahraman karanlık bir gecede İstanbul’u terk etmiştir.

MAVİ SAÇLI KIZ

Burçak, kan kanseri olduğunu öğrendiğinde on dört yaşındadır. Ve hasta olduğuna hiç inanmamıştır. Çünkü onun hep umudu vardı. Doktorlar iki aylık ömrünün kaldığını söyleyince son günlerinin güzel geçmesi için hep gitmek istediği Amerika’ya gönderilir. Ve Burçak âşık olur. Aşk, mutluluk, umut iki aylık süreyi iki yıla çıkarır. Herkesin Burçak iyileşti dediği anda on altıncı yaşına dört gün kala hayata veda eder. Mavi sonsuzluk ve huzurun rengi olarak bilinmektedir. Burçak da hastalığıyla aşk dolu, huzurlu, mutlu bir ortamda baş etmeye çalışmıştır. Bu duyguları da anlatabilecek en güzel renk mavidir. 

 

 

MOR

2004 Orhan Kemal Armağanı’nı kazanan Mor kitabı, Egeli bir ailenin iki kuşağı kapsayan depresif hikâyesini işliyor. Kahramanların ruhsal çöküntüleri, negatif olaylar kahramanların hayatlarına olumsuz yansımıştır. Renk analizlerinde mor rengi seven insanlar; ruhsal dünyası ön planda olan, ağır başlı, asil insanlardır. Duyarlılıkları fazla olduğu için sanat dallarında başarılı olma ihtimalleri daha fazladır. Bu rengin psikiyatride kullanıldığı düşünülürse yine eserin içeriğini yansıttığını söylemek çok yerinde olur.

MOR MENEKŞELER

Kahraman on beş yaşındadır ve taşrada yaşamaktadır. Annesi hasta babası ise zalimdir. Hasta annesine acırken, zalim babasından nefret etmektedir. Sonra karşısına biri çıkıyor ve tanıdığı erkeklere hiç benzemiyor. Sevmek ve sevilmek için çaba gösterirken toplum baskısı ile karşılaşıyor. Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen Duygu, hayata küsmek yerine kendine yeni bir hayat kurar. Tıpkı kocası tarafından paramparça edilen menekşelerinden her seferinde taze filizler canlandıran annesi gibi. Bu rengin hem sevgi hem nefret duygularını içinde barındırdığı düşünülürse eserin içeriği ile kullanılan rengin uyumu tartışılmaz.

PEMBE GÖZLÜKLER

Genç bir kızın geniş aile çevresinde yaşadığı mutlu hayat anlatılmaktadır. İlk gençlik yıllarında karşılaşılan problemlere çözüm kapıları açan eser, mutluluk ve umut telkin eden bir kitaptır. Yine “Pembe İncili Kaftan”, “Pembe Pantolonlu Bulut”, “Pembe Kuşa Ne Oldu” kitaplarından da anlaşılacağı gibi çocuklar için yazılan kitaplarda pembe tercih edilen bir renktir. Çocuklarda bu rengin kullanılmasının bir nedeni de pembe rengin güven yaratıcı bir renk olmasıdır. Zaten çocukluk dönemi en güvende olunan dönemdir ki çocuk kitaplarında isim olarak da renk olarak da tercih edilmesi tesadüf değildir.

Sonuç olarak kişisel kararlar, tutum ve davranışlar, satın alma da dahil olmak üzere pek çok durumda etkili olan renkler edebiyat üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir. İnsan psikolojisini doğrudan etkileyen renkler, edebi eserlerde anlamı güçlendiren en önemli unsurlardan biridir. Bu nedenle renklerin dilini iyi öğrenmek gerekir. Bu bilgi, edebi eserleri doğru yorumlamaya yardımcı olacağı gibi yazarla okuyucu arasındaki iletişimin de daha sağlıklı olmasına katkı sağlayacaktır. Dil olmadan iletişim olmayacağına göre –renkte güçlük bir iletişim aracı ise- bu iki unsuru birbirinden ayrı düşünmek büyük bir boşluk oluşturacaktır. Yazarlar bir edebi eser oluştururken harekete geçirme, heyecanlandırma, hüzünlenme, sakinleştirme vb. duygularını uyandıran renkleri tesadüfen kullanmayıp renklerin bu duygu gücünden yararlanırlar.

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yaz Okulu büyük ilgi görüyor
Yaz Okulu büyük ilgi görüyor
Sivas Belediyespor 10 Temmuz'da topbaşı yapıyor
Sivas Belediyespor 10 Temmuz'da topbaşı yapıyor